El Muahhir İsmi
İstediğini geri koyan, arkaya bırakan[1299]
Allah (c.c), hikmetinin gereği olarak dilediğini öne alır, dilediğini geriye bırakır. Sübhan Tealâ kullarından dilediğini takvası, ihlasla Allah'a sığınışı, doğruluğu, yaptığı dua sebebiyle öne geçirir, taltif eder. Mevlayı Müteâlâ Hazretleri dilediğini itaat ve marifetine, çalışıp çabalamasına rağmen geri bırakır. Bunda bir hikmet vardır. Allah bunu kullarının salahının gereği olarak yapar.
Cenab-ı Hak, iyileri öne geçirir. Günahkârları ulvi mertebelerden geri bırakır. Kimi kendine yaklaştırmışsa onu öne almış, kimi kendinden uzaklaştırmışsa onu da geriye bırakmış demektir.
Allah, bâzı şeyleri de diğer bazısı üzerine takdim edebilir. Bu ya varlık sebebiyle olur. Mesela sebeblerin müsebbiblerinden önce oluşu gibi. Veya şeref yönüyle olabilir. Peygamberlerin, salihlerden önce oluşu gibi.
Peygamber (s.a.v.), Cenab-ı Hak tarafından bütün mahlukâtın en şereflisi olarak takdim edilmiştir.
"O'nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim." [1300]
"De ki: Bana, dini Allah'a halis kılarak O'na kulluk etmem emrolundu. Bana müslümanların ilki olmam emrolundu." [1301]
Resulullah (s.a.v.), şöyle dua ederdi:
"Ey Allah'ım! Hatalarımı, cehlimi ve boş işlerimi bağışla. Sen benim hakkımda hayırlı, olanları en iyi bilensin. Bilerek veya bilmeden, ciddi veya şaka ile yaptıklarımı bağışla. Bütün bunların bilgisi senin yanındadır. Ey Allah'ım! Önceden yaptıklarımı ve sonra yapacaklarımı, gizlediklerimi ve ilan ettiklerimi bağışla. Sen istediğini öne ve sona alansın, senin her şeye gücün yeter."
Ayet-i Kerimelerde bu isimler şu şekilde geçmektedir.
"O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir." [1302]
"(Allah) buyurdu ki; "Huzurumda çekişmeyin. Ben size daha önce uyarıcı göndermiştim." [1303]
"(Resulüm!) Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor." [1304]
Allahu teâlâ istediğini ileri, istediğini geri aldığı gibi; bâzan da kullarının teşebbüslerini, onların bekledikleri zamanda semerlendirmez, maksatlarını arkaya bırakır; hikmetleri vardır. Bu hikmetleri araştırmalı, sezmeğe çalışmalı. Bunlar da ibâdettir. Meselâ, istemekte kusur edilmiştir. Âdaba riâyet lâzım... Bâzan da mihnet ve ıztırâbı arttırmak için teahhur eder. Bu surette bunun arkasından çok defa ferahlık gelir. Bâzı kerte de, istenen şeyin ehemmiyetine, kıymet ve izzetine işaret için teahhur eder ki, arayan bu uğurda bâzı güçlüklerle uğraşsın, yorulsun da eline geçince kıymetini bilsin, muhafaza etsin diye.[1305]
Kula Gereken Şey:
Allahu teâlâ'nın ileri aldığına veya geri bıraktığına değil, ancak Allah ile aşinalık te'sisine ehemmiyet vermektir. Kulun, Allah ile münâsebeti için tek vâsıta ibâdet ve ubudiyettir. (İbâdet, Allah'ın razı olacağı şeyi yapmaktır. Ubudiyet, Allah'ın yaptığına razı olmaktır.) Allahu teâlâ'nın müstehık olduğu şükrü ve ubudiyeti kimse hakkiyle yerine getiremez. Bununla beraber, kulun asıl ehemmiyet vereceği şey, elinden geldiği kadar ubudiyet edeplerine riâyet edip sonunda:
"Yâ Rab! Sana lâyık kulluk edemedik." diye özür dilemek ve kulluğunda sadâkat gösterenleri Allah'ın ihmâl etmiyeceğine inanmaktır.
Bir temsil: Büyük müessese sahiplerinden biri, husûsî kâtibine şu emri yazdırıyordu: Filancanın maaşına bir misli zam yapılsın! Çünkü görüyorum ki, o dâima vazifesi başında ve verilen emirleri büyük bir dikkât ve ciddiyetle yerine getirmektedir. Öteki adamlarımız arzuları peşinde koşar ve vazifelerine karşı uyuşuk bir halde bulunurken o, her lâhza bize bakmaktadır; ne emir verilecek, ne işaret edilecek diye...
İşte Allah'ın kullarının, birbirlerine nispetle derecelerinin ve mertebelerinin yüksekliği de bunun gibidir. Allah'ın emirlerine, âdâb ve erkânına dikkatle riayet edenler yükselir. Çünkü Allah'ın va'di böyledir. Kulluk vazifesinde kusur edenlerin işi ise, Allah'ın lütfuna kalmıştır. Hakiki bahtiyarlık, buyruk kabul etmektedir. Buyruğa kulak asmamak, emr ü fermana itaatsizlik etmek, dünyâ ve âhirette mahrumiyetin, perişanlığın en kuvvetli sebebidir.[1306]
[1299] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 187. Prof. İzzeddin Cemel, El-Esmaü’l-Hüsna, Ravza Yayınları: 291.
[1300] En'âm: 6/163
[1301] Zümer: 39/11-12
[1302] Kıyamet: 75/13
[1303] Kâf: 50/28
[1304] İbrahim: 14/42. Prof. İzzeddin Cemel, El-Esmaü’l-Hüsna, Ravza Yayınları: 291-293.
[1305] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 187.
[1306] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 187-188.