İstediğini ileri geçiren, öne alan. [1297]

Allahu teâlâ bütün mahlûkatı yaratmıştır. Fakat ancak seçtiklerini ileri almıştır, insanları dince, dünyâca bâzısını bâzısı üzerine derece derece kaldırmıştır. Meselâ, insanların Hak yoluna daveti umumîdir. Fakat Allah'ın hidâyet ettikleri davete icabet eder, ileri gider, ötekileri geri kalır. Allah'ın emirleri, nehiyleri her kul içindir. Fakat Allah'ın tevfik ver­dikleri bunlara uyar, yükselir; diğerleri ayak altında kalır. Al­lah kimini gözde ve gösterişte ileri götürür. Kimini de gönül­lerde ileri götürür. Nice hükümdarlar vardır ki, ölümüne halk bayram etmiştir. Nice hiç mevkii olmayan fakirler de vardır ki, ölünce halk matem tutmuştur.

Bulundukları yerlerde daima mevki'leri ileri olan hatır ve nüfuz, servet ve sâmân sahiplerini bir çokları çekemez. Bu çe­kemeyenlere dikkat edilse, onların hep atâlet içinde, sefahet peşinde dolaşıp duran adamlar olduğu anlaşılır. Tabiîdir ki, atâletin netîcesi, darlık ve ıztırap, sefâhetin neticesi, fakr ü zarurettir, Allah'ın bu kanunu değişmez... Şu hâlde ileri geç­mek isteyenlerin yoluyla çalışması gerekir. Şayet çalışmala­rından sonra Allahu teâlâ yine kulunu zengin etmezse, o kulu­nun hâlini herhalde kendisinden daha iyi bilir. Kim bilir, Al­lah o kulunu zengin etseydi, onda berikiler kadar da i'tidâl bu­lunmayacaktı da, onlardan fazla kötülük yapacak, bu suretle dünyâsını da âhiretîni de harâb edecekti. Böyle bir neticeden muhafaza ettiği için, o kulun Allah'a şükretmesi lâzımdır. [1298]

 

[1297] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 186. Prof. İzzeddin Cemel, El-Esmaü’l-Hüsna, Ravza Yayınları: 291.

[1298] Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, Başak Yayınları: 186-187.