Türk Medeni Kanunu’nda nişanlanma, tarafların ileride evlenme iradesini ortaya koydukları bir evlenme vaadi olarak düzenlenmiştir. Bu yönüyle nişanlılık ilişkisi evlilik değildir; ancak taraflar arasında belirli bir güven ilişkisi doğurur ve kanun bazı durumlarda bu ilişkiye hukuki sonuçlar bağlamaktadır. Nişanlanmanın hukuki niteliğine ilişkin ayrıntılı açıklamalara “Nişanlanmanın Hukuki Niteliği” başlıklı yazımızda değinmiştik.

Nişanlılık ilişkisinin kurulması gibi sona ermesi de hukuki sonuçlar doğurabilmektedir. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 120, 121 ve 122. maddelerinde nişanın sona ermesine bağlı olarak ortaya çıkabilecek maddi tazminat, manevi tazminat ve nişan hediyelerinin iadesi gibi hususlar düzenlenmiştir. Bu nedenle nişanlılık ilişkisinin hangi durumlarda sona erdiğinin doğru şekilde değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Evlenme ile Nişanlılığın Sona Ermesi

Nişanlılık ilişkisinin doğal sonucu evliliktir. Tarafların evlenmesiyle birlikte nişanlılık ilişkisi kendiliğinden sona erer. Çünkü nişanlanma esasen evliliğe giden sürecin bir hazırlık aşaması niteliğindedir. Bu nedenle evlilik gerçekleştiğinde nişanlılık ilişkisi amacına ulaşmış olur ve ayrıca devam etmesi söz konusu değildir.

Ölüm veya Nişanlılığın İmkânsız Hale Gelmesi

Nişanlılardan birinin ölümü halinde nişanlılık ilişkisi kendiliğinden sona erer. Aynı şekilde bir kişinin gaipliğine karar verilmesi de nişanlılık ilişkisinin devamını fiilen ve hukuken imkânsız hale getirebilir.

Bunun dışında bazı durumlarda nişanlılık ilişkisinin sürdürülmesi başka sebeplerle de mümkün olmayabilir. Örneğin nişanlılardan birinin cinsiyet değiştirmesi gibi durumlarda evliliğin hukuken mümkün olmaması söz konusu olabileceğinden nişanlılık ilişkisi de sona ermiş sayılabilir.

Evlenme Engelinin Ortaya Çıkması

Nişanlılık ilişkisi devam ederken taraflardan biri bakımından kesin bir evlenme engelinin ortaya çıkması da nişanlılığın sona ermesine yol açabilir. Örneğin nişanlılardan birinin ayırt etme gücünü kaybetmesi ya da nişanlılardan birinin başka bir kişiyle evlenmesi gibi durumlarda tarafların evlenmesi hukuken mümkün olmayacağından nişanlılık ilişkisi de ortadan kalkar.

Tarafların Anlaşması ile Nişanın Sona Ermesi

Nişanlılık ilişkisi tarafların karşılıklı iradeleriyle de sona erdirilebilir. Tarafların nişanı sona erdirme konusunda anlaşmaları uygulamada çoğu zaman karşılıklı mutabakat şeklinde gerçekleşmektedir. Bu durumda tarafların birbirlerinden maddi veya manevi tazminat talep etmeleri genellikle söz konusu olmaz. Bununla birlikte nişan sırasında verilmiş olan bazı hediyelerin iadesi gündeme gelebilir. Nişan hediyelerinin iadesi konusu ise “Nişan Hediyelerinin İadesi” başlıklı yazımızda ayrıca ele alınacaktır.

Bozucu Şarta Bağlı Nişanlanma

Bazı durumlarda nişanlanma belirli bir şartın gerçekleşmesine bağlı olarak kurulmuş olabilir. Tarafların nişanlılık ilişkisinin belirli bir olayın gerçekleşmesi halinde sona ereceğini kararlaştırmaları mümkündür. Bu tür durumlarda söz konusu şartın gerçekleşmesi ile birlikte nişanlılık ilişkisi kendiliğinden ortadan kalkar.

Nişanın Bozulması

Nişanlılık ilişkisi taraflardan birinin iradesiyle de sona erdirilebilir. Taraflardan biri nişanı tek taraflı olarak bozabilir. Nişanın bozulması haklı bir sebebe dayanabileceği gibi herhangi bir sebep gösterilmeksizin de gerçekleşebilir.

Bununla birlikte nişanın haklı bir sebep olmaksızın bozulması bazı hukuki sonuçlar doğurabilir. Nitekim Türk Medeni Kanunu’nun 120 ve devamı maddelerinde nişanın bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek maddi ve manevi tazminat talepleri ile nişan hediyelerinin iadesi düzenlenmiştir. Bu hususlar “Nişanın Bozulmasının Hukuki Sonuçları” başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak incelenecektir.

Haklı Sebeple Nişanın Bozulması

Nişanın bozulmasının haklı bir sebebe dayanması halinde tarafların tazminat sorumluluğu doğmayabilir. Hangi durumların haklı sebep oluşturacağı ise her somut olayda hâkim tarafından değerlendirilmektedir.

Uygulamada nişanın haklı sebeple bozulmasına örnek olarak nişanlılardan birinin sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi, başka biriyle ilişki yaşaması veya nişanlıyı aldatması gösterilebilir. Bunun dışında nişanlılardan birinde nişanlanmadan sonra ortaya çıkan ağır bir hastalık da bazı durumlarda nişanın sona erdirilmesini haklı kılabilir.

Ayrıca taraflardan birinin evlilik hazırlıklarına tamamen ilgisiz davranması, karşı tarafa karşı ciddi bir ilgisizlik içinde olması ya da ekonomik durumunun evlilik birliğini sürdüremeyecek derecede sarsılması gibi durumlar da somut olayın özelliklerine göre haklı sebep olarak değerlendirilebilmektedir. Bunun yanında nişanlılardan birinin geçmişine veya sağlık durumuna ilişkin önemli bir bilgiyi gizlemesi de nişanın haklı nedenle bozulmasına yol açabilecek haller arasında sayılmaktadır.

Sonuç Olarak;

Türk Medeni Kanunu’na göre nişanlılık ilişkisi çeşitli sebeplerle sona erebilmektedir. Tarafların evlenmesi, nişanlılardan birinin ölümü, evlenme engelinin ortaya çıkması, tarafların anlaşması, bozucu şartın gerçekleşmesi veya nişanın bozulması bu sebepler arasında yer almaktadır.

Nişanlılık ilişkisinin sona ermesi bazı durumlarda taraflar arasında maddi veya manevi tazminat taleplerine ya da nişan hediyelerinin iadesine ilişkin uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Bu nedenle nişanlılık ilişkisinin sona ermesi yalnızca sosyal bir durum değil, aynı zamanda hukuki sonuçlar doğurabilecek bir süreçtir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Nişanlılık ilişkisine ilişkin uyuşmazlıklarda somut olayın özellikleri farklı hukuki sonuçlar doğurabileceğinden profesyonel hukuki destek alınması hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşımaktadır.

Av. Nihal Sarpyalçın